menu Menü
Modern zihin için Meditasyon ve Farkındalık ya da Ey Zahid Sen Bizi Sanma Günahkar.
[...] Ruhanîlîk, anlık tatminler, kişisel arzu ve hedeflerden başka da yaşamda bir anlamın varlığını yakarmalar, dualar, ritüeller ve meditasyonla arama gayretidir" diyor. "Dindarlık ise, otorite figürleri ya da kurumlar tarafından oluşturulan, ruhsal arayışın bazı yönlerinin tatmin edildiği ancak daha çok korku ve otorite figürlerine olan muhtaçlık hissiyle beslenen bir dizi dogmatik inançtır"[...]
Tarafından siyarbahadir Gönderildi içinde Uncategorized 23/05/2020 10 dakikalık bir okuma
Beyin Mistik Tecrübeleri Üretmeye Mi Programlı? Bir Önceki Juraj Bezak - Deney Bir Sonraki

Modern zihin için Meditasyon ve Farkındalık ya da Ey Zahid Sen Bizi Sanma Günahkar.

Ey Zahid Sen Bizi Uzaylı Sanma

Artık her yerdeler ve bir çok farklı türdeler: sıcak yoga, güç yogası, hatha yogası, kundalini yogası ve farkındalık (mindfullness). Nakşibendilerin vakti zamanında Delh’ten (Delhi) alıp getirdiği pratiklere benzeyen bu modern pratikler, önce yine aynı bölgeden Batı’ya, batılılaşmış haliyle de tekrar aramıza geliyormuş gibi görünüyor. Kuşkucuların, deistlerin, ateistlerin ve hipsterların, sufilerle paylaştığı bu pratikler, 2020 yılındaki zihin için ne ifade ediyor? Geçenlerde, Çeşitli Asana’larda (farklı hayvan hareketlerine atıf yapan duruş biçimleri) uzun süre hareketsiz kalmayı içeren Yin yogasından bahsediyordu. Stres altında ve yorgun hissettiğiniz dönemlerde yapmanız gerekiyordu.  Mental ve duygusal olarak size güç vereceğini söylüyordu.  Bir arkadaşım, her sabah en azından yarım saat meditasyon yaptığını iddia ediyor. Günün sonunda aç, susamış ve uykulu olsa da, mutlaka yarım saatte sakin bir yerde sessiz ve hareketsiz biçimde oturduğu basit ritüelini gerçekleştirdiğini, böylece zihnini boşalttığını ve “yeni yaşamına başlamadan önce” nefesini kontrol etmeyi öğrendiğini söylüyor. De-li-lik. Bir başka arkadaşım da, yıllarca terapinin çözemediği onca duygusal yarayı, “anın farkında olarak” kısmen de olsa iyileştirdiğini söylüyor. Ve bir başka arkadaşım da fit ve özgüvenli kalmak için yaptığını söylüyor.

Batı’nın Zen kültürünün, ruhanî açıdan biraz sığ olabileceğini söylersek, yeni bir şey yapmış olmayız sanıyorum. Ancak yine de, bir kaç bin yıllık bu doğu bilgilerini gerçekleştirenlerin tümünün bunu “ruhani olmayan”, “maddi” ya da “boş” amaçlarla gerçekleştirdiğini söylemek de abartmak olur. Belki de “içimizdeki cevher’i” dengeye getirebilmek için kendimize sormamız gereken soru şudur: Biz modern çocuklar, içine yetiştiğimiz ve inanmaya alıştığımız şeylerle pek de uyum içinde olmayan, dinlerde ve kültürlerde yer alan ruhanî pratikleri gerçekleştirmekten gerçekten ve şüphesiz biçimde, fayda görür müydük?

Boş amaçlar mı boşluğu onarmak mı?

Önce tanımları yeniden gözden geçirerek başlayalım. yoga, meditasyon ve mindfullnes gibi kelimeleri, neredeyse birbirinin aynıymış gibi kullanabiliyoruz. Meditasyonu, tümü kendi kendini kontrol etmeyi veya artmış bir bilinç haline ulaşmak için kullanılan bir grup teknik ve pratiği -sessizlik, nefes alma, boşluk, farkındalık, sevgi ve sabır ifade eden bir genel tanım olarak anlamak yerinde olacaktır sanıyorum. Farkındalık ise, meditasyonun bir alt kategorisini ifade eder; şu ana odaklanmış olma halidir. Yoga, yada “zihnin ruhani bilimi”, hem bedene hem zihne uygulanması gereken metodlar -etik ilkeler, fiziksel duruşlar, nefes’in kontrolü- içerir.

Modern zihnin bu tür uygulamalardan nasıl faydalanabileceğini ya da faydalanamayacağını anlamak için arayışımızı şimdilik biraz daha meditasyona ve farkındalığa daraltacağız. Robert C. Cloninger’den bahsetmek istiyorum, Washington Üniversitesi St. Louis’de Klinik kişilik bozuklukları, genetik, nörobiyoloji ve gelişim alanında yaptığı çalışmalarla ünlenen Pskiyatrsit Cloninger, İyi Hissetmek: Esenlik Halinin Bilimi isimli kitabın da yazarıdır. Mindfullness temelli meditasyonun esenlik haliyle olan korelasyonunu incelediği bir çok çalışması mevcuttur.

İnsanın Esenlik Arzusu

Sonuçlarına ciddi şüpheyle yaklaşanlar olsa da, çalışmaları sonunda beynin default mode ağı (beynin öz referans süreçleri ve ego ile ilişkili dinamik ağı) ile öğrenme ve belleğin “otobiyografik sistemi” (kişinin daha önce yaşamış olduğu anların hatıralarının saklandığı sistem) aktivite artışına sebep olduğu raporlamıştır. Cloninger ayrıca uygun meditasyon pratiğinin artan mutluluk ve sağlıkla sonuçlanabileceğini ve kendini daha iyi yöneten, işbirlikçi ve kendini aşmış hissetmeye yol açabileceğini bulmuştur. Ayrıca kendinizden daha büyük bir şeyle sınırsızlık ve ayrılmazlık duygularına yol açabileceğini de göstermiştir. “Esasen, meditasyon yoluyla, hayatınızı, bir sonraki bölümü kendiniz ve diğerleri için uyumlu ve anlamlı bir şekilde yazmaktan sorumlu olduğunuz yaratıcı bir anlatı olarak düşünebilirsiniz” diye yazıyor Cloninger.

Ayrıca Indiana Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü ve FarkındalıkEl Kitabı: Kültür, Bağlam ve Sosyal Katılım kitabında “’Seküler’ Farkındalık Dinden Ayrılabilir mi?” bölümünün yazarı Candy Gunther Brown’dan bahsetmek istiyorum biraz da. Gunther Brown, modern insandaki seküler mindfullnes programları ve praiklerinin popülaritesini kısmen diğer geleneksel dinlerin azalmasına ve teknoloji ile ilgili modern hayal kırıklığımıza bağlamaktadır. “Kişiler cep telefonlarına ve bilgisayarlarına kendilerini bağlı hissediyorlar, bu yüzden bu itirazlarının önemli bir sebebi onun seküler olmayan, mistik kısmının ta kendisi.” “Modern insan dindar insalar bunu uzun süre yapıyorsa, elbette bir işe yarıyor olmalıdır” diye yazıyor Profesör Gunther Brown. Aynı zamanda, geleneksel dinler -özellikle Hristiyanlık- güç kaybediyorken, mindfullnes’ın vaadi oluşması kaçınılmaz olan ahlakî boşluk hissini doldurması da oluyor. Gunther Brown şöyle devam ediyor: “Mindfullness sizi daha odaklı, daha optimist, daha şefkatli yapıyor; ancak bunu ancak başka din sistemlerinden (özellikle Budizm’den) aldığı erdemlilik geliştirme yöntemlerini kullanarak yapabiliyor”

Modern Hayatla İlgili Hayal Kırıklıklarımız

1979’da, MIT çıkışlı bir moleküler biyolog ve uzun dönemli Budist meditasyonu öğrencisi olan Jon Kabat-Zinn , iki haftalık bir meditasyon inzivasına çekilir. Bu süre boyunca farkındalık tabanlı stres azaltma programı geliştirme ve bunların etkilerini hasane ortamında hastalarda denemek vizyonu vardı. Kısa süre sonra, Amerika Birleşik Devletlerinde’ki kronik hastaların üzerinde Doğu disiplinlerini uygulamaya başlamıştı. Hastalar programı oldukça sıcak karşılarken, Kabat-Zinn’in stres azaltma programını revaçta ve popüler şey haline getirmesi oldukça kısa sürdü, gerçi Gunther Brown onun bunu oldukça basit ve kolay anlaşılır bir basit Amerikalı dili kullanarak gerçekleştirdiğini ve  “Mindfullness (farkındalık)” terimini alışılagelmiş Doğu köklerinden biraz uzaklaştırdığını söyler.

Ancak o zamandan bu zamana, farkındalık bir şekilde popüler bilime girebilme fırsatı bulmuştur. Klinik psikoloji ve psikiyatri, çeşitli psikolojik rahatsızlıklar yaşayan insanlara yardımcı olmak için farkındalığa dayalı terapötik uygulamalar geliştirmiştir . Büyük popülasyon temelli araştırma çalışmaları , farkındalık uygulamasının daha fazla esenlik duygusu ve sağlıklı algılamanın geliştirilmesi ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir.

Bununla birlikte, Gunther Brown için, bu tür alternatif uygulamaların faydaları açık bir soru olmaya devam etmektedir, çünkü çalışmalar seküler farkındalığa değil de, ancak seküler gibi gözükmetkeyken, kökleri halen dini geleneğe derinden yerleşmiş olan pratikleri incelediğini söyler. Gunter Brown bir söyleşisinde, “Mindfullness eğitimini reddeden ve her denediğinde bir panik atak geçirdiğini söyleyen”, post travmatik stres bozukluğu tanılı bir hastasına atfen.,bilimsel edebiyatın farkındalılığın olumsuz etkileri söz konusu olduğunda sessizleştiğini belirtiyor. Farkındalık çalışmalarının, özellikle yatkınlığı olan kişilerde anksiyeteden, psikotik ataklara kadar değişebilen etkilerinin olduğunu da ekliyor. – –

Aerobik yapmak, parkta yürüyüş yapmak, müzik dinlemek, matematik ile uğraşmak ya da besleyici bir yemek yemek, farkındalık ile aynı faydaları yaratabilir, diyor Gunther Brown, “farkındalık programlarının faydaları hakkındaki gerçek kanıtlardan çok popüler aldatmaca oyunlarının varlığı söz konusu.” Ancak onun asıl endişesi, bu programların kişileri diğer dinlere veya kültürel sistemlere ihtida ettirme riski taşıması. “Laik farkındalık programları olarak pazarlanan bu programların çoğu hâlâ kurucu dini sistemlerinin inançlarıyla bağlantılıdır.” diyor. O yüzden, diyelim ki uzun süre mindfullness ilkelerini uyguladınız, bu onunla beraber gelen dini fikirleri de farkında olmadan o kadar içselleştiriyorsunuz.

Cloninger’ın, dindarlık ve ruhanîliğî de birbirinden ayırdığını da unutmadan söyleyelim. “Ruhanîlîk, anlık tatminler, kişisel arzu ve hedeflerden başka da yaşamda bir anlamın varlığını yakarmalar, dualar, ritüeller ve meditasyonla arama gayretidir” diyor. “Dindarlık ise, otorite figürleri ya da kurumlar tarafından oluşturulan, ruhsal arayışın bazı yönlerinin tatmin edildiği ancak daha çok korku ve otorite figürlerine olan muhtaçlık hissiyle beslenen bir dizi dogmatik inançtır” diye ekliyor.

Çalışmaları, Ruhanîliğin çekirdek psikolojik ve biyolojik elementlerinin farklı dogmatik geleneklerde yer aldığını gösteriyor ve bu sık denk-gelişlere dayanarak, farklı dinsel geçmişleri olan insanların, hatta ateistlerin bile meditasyon gibi pratiklerden fayda görebileceğini iddia ediyor. Dr.Cloninger, dindarlar tarafından öyle olacağı düşünülmese de, agnostiklerin ve ateistlerin de, kendini-aşma ve anlam arayışı tutkusuyla ve doğruluk ve güzelliğin sanat ve bilim yoluyla üretilmesi arzusuyla hareket eden, toplumun oldukça Ruhanî ve Sağlıklı üyeleri olduklarını da belirtiyor. “Ayrıca, yalnızca Budist yolun güvenli ve etkili olduğunu iddia etmek de korkunç derecede dogmatik ve idiosenkratik olacaktır. Bu, bir çok farklı dini gelenekten gelen insanları ve tüm bu alternatif yaklaşımlarda ortak olan biyo-psiko-sosyal elementleri belirleyerek sorunu ele alan seküler yaklaşımları aşağılar bir tavırdır. Her dinin kendi Ermişi yok mudur?”

Golem; bir toprak ruhu (elemental). 1600’lerin sonunda, Pragda Ermiş Tarafından topluluğu korumak için çağrıldığı iddia edilir

Siz ne düşünüyorsunuz? Meditasyon, farkındalık, yoga ya da bir başka şey denediniz mi? Farkedilir faydalarını gördünüz mü, halen devam ediyor musunuz yoksa terk mi ettiniz? Hayatınızdaki bu değişimleri sevdiniz mi? Ya da belki de alakasız bir etki, ya da hiç bir şey hissetmemişsinizdir. Bu uygulamaların dinlerin ve geleneklerin üstünde, insanlığın ortak ruhunda sadece iyi yapma potansiyeli ile damgalanmış şeylere yol açacağını mı, yoksa belirsiz psikolojik etkilere sahip ve önceki inanç sisteminizi bozma yeteneğiyle kültürün moda kategorisindeki içi boş ürünleri olduğunu mu düşünürsünüz?

Belki de bu sorunu çözmek bir müddet rabıtaya ya da bir kaç gün halvete çekilmeye ihtiyacınız vardır?


Bir Önceki Bir Sonraki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İptal Yorum gönder

  1. “Laik farkındalık programı” ile ne denmek istendiğini tam olarak anlayamadığımı belirterek yine de bu konunun geneli ile ilgili olduğunu düşündüğüm bir şeyi söylemek istiyorum.
    Seküler dediğimiz noktada daha az ahiri daha çok dünyevi bir şeyden /

    1. Yazacağını bitiremeden tanrısal bir müdahale olmuş da susmuşsun gibi?

      Selamlar…

      1. Uzun uzun kendimce güzel bir yazı yazmıştım aslında. Upuzun yazım girizgahından kesildiyse O güç belki bu kadarını yeterli gördü, belki maksat hasıl oldu. Vardır elbet bir hayır…

        Varılan yer kadar gittiğin yolun da anlamlı olduğunu meditasyon veya benzeri yoğunlaşmalarda yaşamak; hem kişiyi hem de kişinin merakını canlı tutuyor diye düşünüyorum ve salık veriyorum.
        Selamlar sevgiler

keyboard_arrow_up